|
Selam memlektimin güzel insanları....! Şu an gökten mi yağmur yağıyor ,gözlerim mi bulut oldu bilmiyorum ama sağanak duygularla dalıp gittiğim bakışlamın rotasında memleket... Kimbilir kaç yıldır gurbetin tel örgülü hüzün duvarını aşamadık da prangalandı ümitlerimiz.Kaç yıldır hasretin üzüm şıralarını mesken yüreğimizde demlendirdik de bu sevda gelip kapımıza dayandı?.. Bir hatırlayışın sis perdesi yavaş yavaş incelirken yelpazelenir anılar.Yankılanan o sesin ezgisi gönülden çağırır bizi.Mazinin kapısı aralanmaya görsün koşar adımlarımızla davetsiz katılırız naif bir nostalji özlemine doğru... Köyler,kasabalar insanlığın ortak hafızasıdır şüphesiz. Doğulan köyler olduğu gibi, doyulan şehirler de vardır. Doyulan şehirler hiçbir zaman doğulan köyün yerini tutmasa da orada yaşamaya mecbur hissederiz kendimizi. Hayatın kelepçeleri bizi bu şehre bağlar sıkıca. Fakat gönüllerde boy veren hasrete kim engel olabilir ki!... Bizi köyden hangi güç koparabilir ki!... Dogulan köyle doğulan şehir arasında uzar gider yürekleri yaralayan, hayalleri paralayan bu bitimsiz keşmekeş… “Sıla burcu burcu, ille ocağım” dizesi yankılanır gönül duvarlarında. Sual zincirini uzatsak da cevap alamayız asık suratlı duvarlardan… İçimizi kemiren kaygılar ve hasret yüklü sorular beklenen karşılığı bulamaz hiçbir zaman… Seydişehirin Akcalar kasabası de doyulan olmasa da, doğulan köydür bizim için… Burada gözlerini dünyaya açanlar belli bir zaman sonra gurbette bulurlar kendilerini. Yaban ellere düşen gönülleri yas bürür bundan sonra. Sürgün duygular kurşun gibi çöker belleğe. Hasret ateşi yürekleri küle döndürür. Hırçın dağlar yol vermez yurdundan uzaktakilere. Havaya ,suya derken toprağa düştü cemre. Her yer binbir çeşit renk cümbüşü içinde ,amber mis kokularıyla donatılmış durumda. İlahî kudret o kadar adil ki senesini, ayını, gününü şaşırmadan günler öncesinden sonsuz bereketiyle yeri göğü kapladı. Evet, bahar geldi.Hasretin dağlarından kar kalktıkça yüreğimiz eridi.Dere ile ırmagın birleştiği yerde ayrılıkları kucakladık.Viran köyümüzün pervazlarından sıyrılmayı başaran hayallerimiz kuş olup uçtu , firuze yeşili memleketimizin şadırvanına kondu .İçtikçe içtik şifa remzinde ruhumuz hayat buldu, doyamadık .Düşsel avuntunun ipekten kanatlarıyla gökkuşağı tarlalarından geçtikçe yağmur yüklü bulutların oluşturduğu yaşlar tatlı bir gülümseyiş olarak birikir gamzelerimize .İşte gönlümüze düştüğü gibi yüzümüze de işlenmiştir cemre. Ne çok menekşe ,çiğdem ,dağ laleleri ve leylaklar açar bakışlarımız da,söz ve davranışlarımızda .Kalbe pozitif enerji yüklenince dilin ,kelimenin ,virgülün, noktanın dahi kimyası değişiyor.Biz de doğal olarak sıcacık canlılığı sosyal atmosfere yansıtırız.Diyalogları bademlerin, zarif hanımelinin buhuru kaplar.Muhabbet sarmaşığı filizlenir dal budak verir özge dostluklara. Taca papatya ,yüreğime Görele'm en çok bu mevsimde yakışır. Memleket için destelerini gönlüme sığdıramadığım '' solmayan gül demeti '' demiştim. Günde beş vakit yıl on iki ay O' nu içime çektiğim gibi, rahmetin nurlu seccadesine başımı koyduğum gibi ,vuslatı bilinmeyen zamanın çarkında önce sağa sonra sola selam verdiğim gibi... Ve ömrüme nurani mevsimler getiren bunca güzelliği bahşedip yaşattığı için '' sonsuzlarca şükrü '' arı misali bal kovanının etrafında tavaf ettiği gibi seviyorum köyümü ve,sevdireni. Ah memleketim!... Şimdi dağlarında düşlerim kadar beyaz kar salkımları vardır. Yaz akşamlarının sıcaklığı sinmiştir ırmagın kenarlarına. Avulot’ta el ayak çekilmiştir besbelli. Köylere inmiştir … Nohut yolması uzun sürecek ayrılığın hüznüyle hasret nöbetine durmuştur. Viran evlere sinmiştir yaz boyunca yaşanan doyumsuz hatıralar… Yayla kokuşlu güzeller artık tutmuştur köy yolunu… Can yangınları ten yangınlarına karışmıştır. Yanık yüzlü analar yeni yayla mevsimine kadar köylere akın etmişlerdir. Madur dağına çoktan yağmıştır kar… Dağ bağrını açmıştır fırına ve tipiye; rüzgârlar şişirmiştir gönül yelkenlerini. Dağların ardındaki şehir Akacalar kasabası, Balıklavu deresiyle nice sırlarını paylaşır. Bulutların sadık dostudur. kavaktan yola çıkan köpüklü sular cayıroturaga masmavi sulara karışana kadar, başını taştan taşa vurarak yol alırlar. Toprağa can vermesi gereken sular boşa akar durur hep... Güneş her seher vakti karanlığın kalbine indirir gümüş işlemeli hançerini. Cal, Akcalar, kasabasına tepeden bakar ağlamaklı gözlerle. sehirvaran karlı dağların eteğinde üşür zemherilerde. Yalnızlığı kendine yoldaş edinir çaresizce. Çifteköprü, Güneşli, Yağmurlu; Akcalar birbirinden güzel köyleridir. Akcalar sözcüklere ve sözlüklere sığmayacak kadar büyük ve anlamlı benim gönlümde. Bu Köyümün eski güzel günlere dönmesi, dostların gurbet elde değil, doğdukları yerde doyması en büyük dileğimizdir. Gül kokulu memleketim her gün büyür sana hasretim Evet, mevsim bahara durdu.Tomurcukları patladı hatıraların.Ruhumu ezel hatırası taşıyan gülün kokusu kuşattı.Gurbet yüreğim yine alıp başını maziye götürdü, savurdu küllerimi ve ben küllerimden yeniden doğdum..... Bu sitede emegi gecen okuyan yazannın ellerine yüreklerine saglık...Herkese tüm dostalara sayglıklı günler dilerım..............!! Hasan SERTKAYA.....KATAR....
|
|