CAVCAK
Herkes bir özelliği ile yıllarca anılır, sadece yaşadığı köyde veya belde de değil geniş bir çevrede anılır.Neden Cavcak dediklerini bilmiyorum.çabukluğundan veya aceleci olduğu için mi bilmem bu isimle anılırdı.Asıl adı Ali Örnek ti. Ali Örnek derseniz kimse bilmezdi.Cavcak deyince bütün Seydişehir ,Beyşehir,Konya çevresi tanırdı.
Cavcak bizim halamız Havva ile evli idi.uzun boylu iri yapılı buğday benizli,güçlü,kuvvetli cesur çalışkan becerikli çevresine faydalı bir kişi idi.Cavcak çok iyi güreşen güreş kulüplerinde falan biraz eğitilse kesin Türkiye ve dünya çapında anılır güreşçi olurdu.Cavcak çok yönlü bir insandı hayvanların hastalığından onların eğitilmesinden tutun çilingirliğe kadar her işten anlardı.Onun dokuz on gözlü yeleği vardı.yeleğinin her cebinde bir şeyler taşırdı.Hayvanı hasta olana ilaç,kapıları kilitli kalana anahtar.ayakkabısı ve atının hamidi kopana tığ iğne ve sırım gibi şeyler bulundururdu.
Cavcak Ali dayının bir özelliği de yasak olmasına rağmen mermi dinamit gibi şeylerde el altından çevrede satardı.hatta yaşı 65 falandı jandarmaya şikayet Ediliyor mermi dinamit şu bu satıyor diye jandarma alıp karakola götürüyor.karakolda sorguya çekiyorlar bu da inkar ediyor..Karakolda 12 jandarma bir assubay yere yıkamıyorlar.Yanına yaklaşanı tutup diğerinin üstüne savuruyor.neticede zorla yere yıkıyorlar. O olaydan sonra biraz yıprandı fakat yinede cesur ve güçlü insandı.1970li yıllarda oğlu öğretmen Mümin ilk tayin yeri Diyarbakır tarafında görev yaparken kan kanserine yakalanıyor.onun için çok uğraştı kurtaramadı.Oğlunun ölümü Cavcak Ali dayıyı çok yıprattı.
Cavcak Ali Dayının bir çift atı bir de abrası vardı.her hafta Seydişehir ve Beyşehir e yolcu taşırdı.o dönemin dolmuşçusu idi..At alır at satar yani cambazlık ta yapardı.köydeki işlerini de takip ederdi bizler benim devre ve benden sonralar Seydişehir ve Beyşehir de okuduk.bizim her hafta azıklarımızı yakacağımızı harçlığımızı getiren oydu.O kar kış demez yollar karla kapalı olsa da atlarıyla bir yolunu bulur mutlaka Seydişehir e gelirdi.Harçlığımız olmazsa bizden parayı esirgemezdi.Çok değerli becerikli cesur bir insandı.yine de doksan yaşına yakın yaşadı.ölmeden O yaşında dahi bizlerle tokalaştı mı elleri çok güçlü idi.elimizi sıktı mı parmaklarımız birbirine yapışır kalırdı.Köyümüzün gelmiş geçmiş çok yönlü çalışkan cesur becerikli değerli bir insanıydı.1980li yıllarda rahmetli oldu Allah rahmet eylesin.
ÇANAKKALE DE MAMAK AHMET
1870 yılında Konya Seydişehir akçalar köyünde doğmuş halla oğlu kara hasanın küçük oğludur.o dönemde soyadı olsaydı Ahmet karakoç olacaktı.
Padişah ikinci abdulhamit döneminde 16=17 yaşlarında iken askere alınıyor askere alındığında yaşına göre biraz iri, yanakları dolgun cesur bir delikanlıymış (yanaklarının dolgunluğundan olsa gerek Mamak Ahmet demişler)Mamak Ahmet Kafkasya da askerliğini yapıyor Kafkas cephesinde Ermeni Rus harbine katılıyor.burada Ruslara esir düşüyor bugünkü Gürcistan Tiflisten esirler trene bindiriliyor Sibiryaya gönderilmek üzere yolculuk başlıyor .başlarında çeçen asıllı Rus kumandandan sen sibiryadan dönemesin sana bir iylik yapayım gece tren çeçenistan topraklarından geçerken trenden atla oralarda sığın bir yerlere
Diyor ve Ahmet ternden atlıyor karanlıkta nereye gittiğini bilmiyor.mevsimde yaz günü olunca buğdaylar biçilmiş harmanlara getirilmiş Ahmet bir buğday yığınına (lodaya) sokuluyor yorgunluk ve açlıktan orada uyuyup kalıyor gündüz olunca harmana küçük bir çocuklu genç bir gelinle yaşlı annesi geliyor Ahmet kaçmak istese de yaşlı nine buna sıcak davranıyor Müslüman Türk olunca buna sahipleniyor Ahmet bunlarla dört beş yıl yaşıyor bir çocuklu gelininde kocası Rus baskınında öldürülmüş dul kalmış. Ahmet bununla evleniyor ondan bir oğlu oluyor adını Süleyman koyuyor fakat bu hayat uzun sürmüyor yine bir Rus baskınında yakalanıyor Ahmet sibiryaya götürülüyor.1914 birinci cihan harbi çıkıncaya kadar esir kalıyor oradan Ruslar Almanlara karşı ön cephede esirler sürüyorlar Almanlarla Osmanlı müttefik olunca bu durumunu alman yetkililerine bildiriyor.onlarda bunu Türkiye ye gönderiyorlar yıllar sonra yani 25 yıl sonra akçalara gelen Ahmet 40 yasını geçmiş yıpranmış sibiryanın soğuklarında kendini üşütmüş o kadar sıkıntı onu kocatmış köyde 1 ay kadar kalıyor.köye jandarmalar geliyor Çanakkale ye asker topluyorlar buda gönüllü Çanakkale ye gidiyor böylece Seydişehir şubesinden diğer askerlerle birlikte Çanakkale ye gidiyorlar 70. alayda sığın deresinde süngü harbinde 2 temmuz 1915 de şehit oluyor şu anda mezarı Çanakkale dedir.ruhu şad olsun
MEHMET KARAKOÇ
GÖRMEYE GELDİM ÇANAKKALE
Bir baştan bir başa Geliboluyu
Eceabattan Arıburnunu
Düşmana mezar olan Anzak koyunu
Görmeye geldim Çanakkale
Her biri destan olan anıtları
Denizden karaya atılan topları
Koca Seyid'in batırdığı yatları
Görmeye geldim Çanakkale
Çadırdan kurulan hastaneleri
Üzüm hoşafının kaynadığı tencereleri
Conk bayırı sığınderede kazılan siperleri
Görmeye geldim Çanakkale
Yahya Çavuşu meçul askeri
Akçalar köyümden Mamak Ahmet
Anafartalarda Mustafa Kemali
Görmeye geldim Çanakkale
Düşmana ders veren yiğitlere
Vatanında sessiz yatan erlere
Cennette gül olmuş şehitlere
Dua etmeye geldim Çanakkale
24.03.2008 - Mehmet KARAKOÇ
...
Yazı,Resim,Şiir vs. göndermek için akcalar1@yahoo.com.tr adresine mail atınız.
|